19.10.2026

İzmir’de Nâzım Hikmet Sergisi: ROMANTİKA Bir Ömrün Seyrüseferi

9 dk okuma
İzmir’de Nâzım Hikmet Sergisi: ROMANTİKA Bir Ömrün Seyrüseferi

Nâzım Hikmet’in yaşamı, edebiyatın, sanatın ve yakın tarihin içinden geçen geniş bir anlatıya açılıyor. Folkart Gallery’nin hazırladığı “Nâzım Hikmet / ROMANTİKA: Bir Ömrün Seyrüseferi”, bu anlatıyı el yazmaları, fotoğraflar, nadir kitaplar, kişisel eşyalar ve sanat eserleri üzerinden izlemeye olanak tanıyor. Kültürpark Atlas Pavyonu’ndaki sergi, Nâzım Hikmet’in üretimini, düşünce dünyasını ve gündelik yaşamını farklı yönleriyle tanıyabileceğiniz bir keşif alanı oluşturuyor.İzmir’de güncel sergiler arasında yer alan Romantika, kapsamlı bir arşiv çalışmasına dayanıyor. Sergi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ziyaretçilerini ağırlıyor. Küratörlüğünü M. Melih Güneş’in, direktörlüğünü Ünal Ersözlü’nün ve sergi tasarımını Ömer Durmaz’ın üstlendiği proje, yirmi yılı aşan araştırmaların izlerini taşıyor. Türkiye’den ve yurt dışından yaklaşık 25 kişi, kurum, arşiv ve koleksiyonun katkısı, bir ömrün farklı dönemlerini aynı anlatıda görünür kılıyor.

İzmir’de Nâzım Hikmet Sergisi: ROMANTİKA

Romantika Adının Ardındaki Yaşam Düşüncesi

Nazım Hikmet_Prag

Sergi, adını Nâzım Hikmet’in otobiyografik romanı “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” için ilk düşündüğü isimden alıyor. Romantika, serginin yorumunda daha adil, daha güzel ve daha özgür bir yaşamın mümkün olduğuna duyulan inancı ifade ediyor. “Bir Ömrün Seyrüseferi” ise İstanbul’dan Anadolu’ya, Moskova’dan farklı ülkelere uzanan yolculuklarla birlikte düşünsel, duygusal ve sanatsal değişimleri de kapsıyor. Bu geniş çerçeve, Nâzım Hikmet’in yaşamını farklı dönemleri arasındaki bağlarla okumaya imkân veriyor. Yolculuklar, karşılaşmalar ve ayrılıklar, onun dünyaya bakışını anlamak için birbirini tamamlayan izler sunuyor.

İzmir, bu anlatının önemli duraklarından biri. Romanın zaman örgüsü İzmir’de başlayıp yeniden İzmir’e dönerken, Nâzım Hikmet’in 1925 yılındaki İzmir günleri de kentle kurduğu bağı belirginleştiriyor. Bu nedenle İzmir’de Nâzım Hikmet sergisi gezmek, onun yaşamıyla şehrin hafızası arasındaki ilişkiyi de takip etmek anlamına geliyor.

15 Salonda Bir Ömrün İzleri

Nâzım Hikmet sergisi, Kültürpark Atlas Pavyonu’nda 2.125 metrekarelik alana ve fuaye dâhil 15 salona yayılıyor. Kronolojik bir omurgaya sahip anlatıda Türkiye yılları ile Sovyetler Birliği’ndeki son yılları, mekânın farklı bölümlerinde ele alınıyor. Çocukluk, hapishane, sürgün, dostluklar ve memleket özlemi; belgelerin, görüntülerin ve nesnelerin birbirini tamamladığı bir akış içinde izlenebiliyor.

Yüzlerce fotoğraf, yüzlerce sayfa el yazması ve nadir kitap, ziyaretçiyi üretimin farklı aşamalarına yaklaştırıyor. Nâzım Hikmet’in 1928’de Bakü’de yayımlanan “Güneşi İçenlerin Türküsü”, Çin’de 100 adet basılan özel bir kitap ve Havana’da yalnızca 10 adet basılmış bir yayın, serginin nadir yayınları arasında bulunuyor. Farklı ülkelerde yayımlanan bu kitaplar, eserlerinin sınırları aşarak farklı dillerde okurlarla buluşmasının izlerini taşıyor. El yazmaları, basılı sayfalarda karşılaşılan metinleri Nâzım Hikmet’in kendi elinden çıkan hâlleriyle görme imkânı sunuyor. Fotoğraflar ise yaşamının farklı dönemlerini, bulunduğu yerleri ve çevresindeki insanları anlatıya dâhil ediyor. Mektuplar ve belgeler, eserlerle yaşanmışlıklar arasındaki bağlantıları kurarken kişisel dünyasına da daha yakından bakmayı sağlıyor.

Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi (3)

Resim, Fotoğraf ve Sinemayla Genişleyen Anlatı

İzmir’de resim sergileri ve fotoğraf sergileriyle ilgilenen ziyaretçiler için Romantika, bu disiplinlerin edebiyatla ilişkisini inceleme fırsatı veriyor. Sergide yaklaşık 18 sanatçının eseri ve yaklaşık 10 yönetmenin film çalışmaları yer alıyor. Abidin Dino, Avni Arbaş, Ara Güler, Celile Hanım ve Sedat Girgin’in eserleriyle Pablo Picasso’nun litografik baskıları, anlatının görsel katmanlarını oluşturuyor.

Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi (5)

Nâzım Hikmet’in karalamaları dışında kendisine ait 10’a yakın özgün resim de sergide bulunuyor. Ara Güler Arşivi’nde sergi hazırlıkları sırasında bulunan fotoğraflar, “Memleketimden İnsan Manzaraları”nın İtalya’daki yayınıyla ilişkili bir hikâyeyi görünür kılıyor. Sedat Girgin’in “Kuvâyi Milliye Destanı”ndan esinlenerek sergiye özel ürettiği 260 × 780 santimetrelik eser ise edebî anlatıya resimle karşılık veriyor. Bu eserler, Nâzım Hikmet’in kendi çizimlerinden onun metinlerini yorumlayan sanatçıların çalışmalarına uzanan bir bütün oluşturuyor. Ziyaretçiler, sözcüklerin resim ve fotoğrafta nasıl farklı anlatım biçimleri kazandığını bu çalışmalar üzerinden izleyebiliyor.

Süleyman Yılmaz’ın “Gölgesinde” adlı çalışması da çağdaş sanatın anlatıdaki yerini genişletiyor. Çanakkale yangınlarından kurtarılan kömürleşmiş bir ağaç gövdesi üzerinde projeksiyon haritalama tekniğinin kullanıldığı eser, yaşamın sürekliliğine odaklanıyor. Çalışma, Nâzım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” şiiriyle kurduğu ilişki üzerinden serginin düşünsel çerçevesine katılıyor. Ağacın yangından kalan izleri ile üzerine yansıtılan görüntüler, doğanın kırılganlığını ve yaşamın devam etme gücünü birlikte düşünmeye alan açıyor. Böylece şiirdeki yaşama bağlılık, somut bir malzeme ve hareketli görüntüler aracılığıyla görsel bir yorum kazanıyor.

Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi (4)

Moskova’daki Çalışma Odasından Gündelik Yaşama

Folkart Gallery, sergi anlatısının önemli bir bölümünü Moskova’daki evden gelen özgün eşyalara ayırıyor. Daktilolar, masa lambası, duvar halısı, kilim ve çalışma odasının özgün perdesi, Nâzım Hikmet’in gündelik çevresini tanımaya yardımcı oluyor. Çalışma odasının atmosferi yeniden kurulurken getirilemeyen bazı büyük mobilyalar özgünlerine uygun biçimde yeniden üretildi. Bu düzenleme, ziyaretçilerin Nâzım Hikmet’in çalıştığı ve yaşamını sürdürdüğü mekânı eşyalar arasındaki ilişkilerle birlikte değerlendirmesine imkân veriyor. Yazı masasının çevresinde bir araya gelen nesneler, metinlerin ardındaki gündelik hayatı daha yakından tanımak için somut ipuçları taşıyor.

Giysileri, çakısı, resim paleti ve hapishanede yaptığı ahşap kutular, yaşamın kişisel ayrıntılarını anlatıya katıyor. Moskova’daki mezarı için hazırlanan eskiz projeleri ile kabir taşlarının gerçek boyutlardaki replikaları da sergide yer alıyor. Her nesne, ait olduğu dönemin koşullarıyla birlikte okunabiliyor.

Çocukluk fotoğrafında görülen atlı üç tekerlekli bisiklet ise başka bir araştırma hikâyesini taşıyor. Fotoğraftaki bisikletin türünü araştıran M. Melih Güneş, Amerika’da bir örneğine ulaşıyor. Gürkan Us’un Türkiye’ye getirdiği ve sonrasında monte edilen bu bisiklet, ziyaretçiyi Nâzım Hikmet’in çocukluk dünyasına yaklaştıran nesnelerden biri oluyor. Fotoğrafta yer alan bir ayrıntının izini sürerek sergiye kazandırılan bu örnek, arşiv araştırmasının sergi hazırlığındaki rolünü de görünür kılıyor. Ziyaretçiler, çocukluk fotoğrafını bisikletle birlikte değerlendirirken geçmişteki bir anın nesneler aracılığıyla nasıl yeniden anlam kazandığını görebiliyor.

Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi (7)

İzmir Kültürpark’ta Sergi Ziyareti

Romantika Bir Ömrün Seyrüseferi (6)

95.İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında hazırlanan sergi, 15 Ocak 2027’ye kadar Kültürpark Atlas Pavyonu’nda ücretsiz ziyaret edilebiliyor. Sergi, salıdan pazara 10.00–19.00 saatleri arasında açık; pazartesi günleri kapalı. Fuarın ardından da ziyaretçilerini ağırlamaya devam eden Romantika, Nâzım Hikmet’in yaşamını ve üretimini farklı yönleriyle tanımak isteyenler için İzmir’in kültür sanat rotasında yer alıyor. Belgelerden kişisel eşyalara, fotoğraflardan sanat eserlerine uzanan içeriğiyle ziyaretçilere kapsamlı bir keşif alanı açıyor.

İzmir’de sergi rotasını Alsancak ve Kültürpark çevresinde planlayanlar, Romantika’yı ziyaret programlarına dâhil edebilir. Serginin içeriğini ve güncel ziyaret bilgilerini Folkart Gallery web sitesinden inceleyebilirsiniz. Nâzım Hikmet’in bir ömre yayılan üretimini ve yaşamından izleri daha yakından tanımak üzere sizleri Kültürpark içerisindeki Atlas Pavyonu’ndaki sergimize bekleriz.

 

Sıkça Sorulan Sorular